Günümüzde İnternet haberciliğinin ve teknolojinin hızla gelişmesi bunun yanında pek çok problemi yanında getirmektedir. Geleneksel medyanın aksine İnternet yayınlanan bir haber veya post dakikalar içinde yüz binlerce kişiye ulaşmaktadır. Sosyal ağların gelişmesiyle birlikte toplumun ilgisini çeken bir haberi kısa sürede pek çok kişi paylaşmaktadır. Bu haberlerin gerçeğe aykırı, yanıltıcı, karalayıcı olması durumunda kişi ve kurumların itibarı zedelenmekte ve olumsuz bir imaj oluşturmaktadır. Böyle durumlarda kişilik haklarına saldırıyı durdurabilmek ve ortadan kaldırabilmek adına bilişim hukuku kapsamında internetten içerik kaldırma yoluyla bu haberleri sildirmek mümkündür.
Arsa payı, bir arsa üzerindeki ortak mülkiyet hakkının bağımsız bölümlere tahsis edilen kısımlarını ifade etmektedir. Özellikle büyük metropollerde, ticari ve turizm kazancının yüksek ya da toprağın az ve değerli olması nedeniyle aynı binadan daire şeklinde bağımsız bölüm veya işyeri olan birden çok kişi bir araya gelerek bir arsa üzerinde ortak olarak gayrimenkul sahibi olmaktadırlar. Bazen de ortak alınan bir arsa üzerine bina yapılmaktadır. Arsa üzerinde ki ortaklık binanın yapımı sonrasında da bağımsız bölümlere tahsis edilen arsa payları üzerinden devam etmektedir.
Ya boş bir arsaya bina yapılması veya var olan bir binanın yeniden yapılması için müteahhit (yüklenici) veya inşaat şirketleri ile arsa sahipleri kat karşılığı inşaat sözleşmeleri yaparlar.
Bu sözleşmeler özensiz hazırlandıysa veya uzmanlardan yardım alınmadıysa inşaat aşamasında pek çok sıkıntı yaşanır.
Sonunda inşaat şirketi veya müteahhit ile arsa sahipleri mahkemelik olur veya inşaatın bitmesi sürüncemede kalır.
Ülkemizde imar mevzuatının ve plânlarının çok sık değişmesi nedeniyle taraflar arasındaki inşaat sözleşmesinden doğan edimler; sözleşmenin kurulması aşamasından sonra gerekli izinlerin alınamaması ya da yetkili makamlar tarafından inşaatın durdurulması nedeniyle ifa edilemez veya imkânsız hale gelebilmektedirler. Bu gibi durumlarda “yüklenici tarafın sorumluğu ne olacaktır?” yahut “yapı sahiplerinin zararını kim karşılayacaktır?” ya da “bu gelişmeler taraflar arasındaki sözleşmeyi ne şekilde etkileyecektir?” sorularına verilecek cevap iki duruma göre değişmektedir. İlk olarak ifa imkânsızlığının sözleşmeden önce var olup olmaması, ikinci olarak da imkânsızlığın tarafların kusuruna dayanıp dayanmaması cevabı belirleyecektir.